Mısır ile yeni sayfa | Çavuşoğlu: Samimi ve güzel bir görüşme yaptık

Son dakika haberi! Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

10 yılın ardından Türk Dışişleri Bakanı Kahire’deydi. Mısır ile yeni sayfa açıldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu görüşmeyi “açık ve samimi” olarak niteledi, 2013 yılından bu yana maslahatgüzar seviyesindeki ilişkileri büyükelçi düzeyine çıkarmak için sürecin başladığını anlattı.

Çavuşoğlu, görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu;

“Cumhurbaşkanlarımız geçtiğimiz Kasım ayında Dünya Kupası’nın açılışında Doha’da biraraya gelmişlerdi. O toplantıda ben vardım, Sameh Shoukry yoktu. Dışişleri Bakanları biraraya gelsinler, bundan sonraki ilişkilerimizde atılacak adımları, Cumhurbaşkanlarının tekrar biraraya gelmesini çalışsınlar dediler. O gün bugündür defalarca görüştük. En son Shoukry deprem vesilesiyle Türkiye’ye geldi ve orada da bunları değerlendirdik. Aslında geçtiğimiz yıllarda da buna benzer çabalarımız olmuştu. Sameh Shoukry’le New York’ta her seferinde buluşuyorduk. En son New York’a gittiğimiz zaman yine BM Genel Kurulu marjında görüşmüş, bir yol haritası üzerinde anlaşmıştık. Önce biz biraraya geleceğiz, ardından liderleri biraraya getireceğiz diye konuşmuştuk. Sonuçta bazen her şey planlandığı gibi olmuyor, bu sefer Dünya Kupası vesilesiyle önce liderler biraraya geldi.

Güzel bir görüşme gerçekleştirdik, açık ve samimi bir görüşme oldu. Aslında Türkiye’de de kısa da olsa görüşme imkânımız oldu. Öncelikle ikili ilişkilerimizi nasıl geliştireceğiz bunu konuştuk. Var olan konular ne, aşılması gereken konular ne, onları değerlendirdik. Özellikle bölgesel konularda görüş alışverişinde bulunduk. Daha sonra heyetlerarasına geçtik. Heyetler arasında her konuya değindik. Yani enerjiden, nakliyattan, ulaşımdan buradaki firmalarımıza ve yatırımlarımıza kadar her şeye değindik. Enerji, lojistik, eğitim, kültür konularının hepsine değindik. Mısır tarafı, Türk firmalarının Mısır’da yaptıkları yatırımların artırılmasını istiyorlar. Ticaretimiz, 10 milyar Dolara yaklaştı. LNG ithalatı sebebiyle biraz denge onların lehine, ama biz bundan şikâyetçi değiliz. Daha uzun vadeli LNG anlaşması yapmak istiyoruz. Çünkü bizdeki LNG terminalleri sayesinde şu anda Güneydoğu Avrupa ülkelerine, Balkan ülkelerine gaz ihracatı da yapıyoruz. Dolayısıyla Mısır gazının da Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere ihracatı yapılabilir. En son Bulgar Gaz’la BOTAŞ’ın bir anlaşması oldu. Hatta LNG konusunda uzun vadeli sözleşme imzalamak istiyoruz. Böyle bir teklifte bulunduk.

JETCO mekanizmasını kuralım dedik. Karma Ekonomik Komisyonu en son 1996’da toplanmış. Ortak Ticaret Odası kuralım teklifinde bulunduk. DEİK’te İş Konseyi var. Tekrar canlandırmamız gerekiyor, ona çok önem verdiler. İş Forumları da düzenleyelim dedik.

Diğer taraftan, özellikle yenilenebilir enerji, güneş enerjisi gibi konularda işbirliğimizi artıralım dedik. Mısır da ROSATOM’a nükleer enerji santrali kurduruyor. Bizim Akkuyu’daki tecrübemizle özellikle alt işlerde görev yapan firmalarımızın buradaki çalışmalara katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz.

Ro-Ro seferlerini tekrar başlatalım dedik. Kültür merkezlerimizin sayısını artıracağız. Özellikle savunma işbirliğimizi geliştirme, askerler arasında diyaloğu artırma konusunu görüştük. Tabii üniversiteler arasında işbirliği, öğrenci değişimi, bunları da konuştuk.

Diplomatik ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarma konusunda mutabık kaldık. Önümüzdeki süreçte hangi adımları atacağız onları değerlendirdik. Kendisini Ankara’ya davet ettim, özellikle Ramazan ayı içinde ağırlamak istediğimi söyledim.

Burada gerçekten çok ciddi yatırımlarımız var. Bu yatırımlarımız 2 milyar Doları geçti ve sürekli artıyor. Bazı firmalarımızın uzun süreli oturma izni, vize gibi sorunlarını konuşmak istedik. Biz konuları açmadan daha onları da çözeceklerini söylediler. Sonuçta her şey iyiye gidiyor.

Bölgesel konularda da açık ve net şekilde görüş alışverişinde bulunduk. Suriye konusunu çok merak ediyorlar: Ne yapıyoruz? Irak konusunda, İran-Suudi Arabistan normalleşmesinde ne düşünüyoruz, nasıl görüyoruz? Ukrayna Savaşı zaten gündeme geldi, Filistin konusu da gündeme geldi. Somali ve Etiyopya konuşuldu. Mısır’ın Etiyopya’yla su meselesi var, bizim de komşu ülkelerle -İran’la, Irak’la, Suriye’yle- aynı şekilde su meselemiz var. O konularda tecrübeliyiz. Özellikle arabuluculuk konusunda yardıma ihtiyaç duyarlarsa gerekli desteği verebileceğimizi söyledik. İlişkilerimiz Etiyopya’yla da Sudan’la da iyi. Libya’yı biraz daha detaylı konuştuk. Libya’da özellikle birbirimize rakip olmadığımız ve aslında Libya’nın istikrarı için birlikte çalışmamız gerektiği konusunda hemfikiriz. Bu konuda da istişarelerimizi sıklaştıracağız.

Biraz önce işadamlarımızla biraraya geldik, işadamlarımızı dinledik. Burada yatırım yapmaktan çok memnunlar. Özel serbest bölgelerde 25 yıllık anlaşma imzalamışlar. 5-6 seneleri kalmış. Özellikle bürokrasi ve diğer konularda da ciddi destek görmeye başladıklarını söylediler. İlişkilerimizin koptuğu dönemde de ticaretimiz devam etti, yatırımlar devam etti, firmalarımıza yönelik olumsuz herhangi bir şey olmadı. Ro-Ro taşımacılığı gibi bazı konularda olumsuz olaylar yaşandı, ama onları da düzeltiyoruz. Firmalarımız da burada ticaret yapmaktan, yatırım yapmaktan mutlular. Mısır’ın ABD ile özel bir ticaret anlaşması var. İşadamlarımız ondan da faydalandıklarını söylüyorlar. Avrupa Birliği’ne de aynı şekilde buradan ihracat yapabiliyorlar. Firmalarımız da buradan memnun. İşlerini daha da genişletecekler.”

SORU & CEVAP

Büyükelçi atamasıyla ilgili biraz daha derin bilgi verebilir misiniz? Kasım’da yine bir sohbetimizde önümüzdeki aylarda atanabilir demiştiniz. Yani burada ne görüştünüz, ne olacak durum?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Cumhurbaşkanları biraraya gelirse onlar açıklasınlar diye planlıyorduk. Şimdi seçim zamanında bu biraraya gelme gecikirse, o zaman tekrar Cumhurbaşkanlarına arz edeceğiz, belki bir sonraki ziyarete hazırlanırız. En üst düzeyde açıklama olsun diye bekliyorduk işin doğrusu. Seçim sonrasına kalırsa tekrar istişare edeceğiz. Yakın bir zaman içinde bu konuda karar vereceğiz. Ama bu süreci başlattığımızı zaten basın toplantısında da duyurduk.

O zaman Ramazan ayındaki davette olabilir belki değil mi?

Olabilir, tekrar istişare edeceğiz; Cumhurbaşkanlarını mı bekleyeceğiz, yoksa bir sonraki ziyarette mi yapacağız, onu istişare edeceğiz. Ama süreci başlatma konusunda mutabıkız, zaten basın toplantısında da açıkladık.

İlişkilerin normalleşmesine neden olan kırılma noktası neydi?

Kırılma noktası demeyelim de, bir olgunlaşma süreci oldu. Aslında, Shoukry ile New York’ta da biz bu yol haritası üzerinde anlaşmıştık. Önce yardımcılarımız biraraya gelecekti, sonra üçüncü ülkede biz biraraya gelecektik, sonra Cumhurbaşkanlarımızın bir araya gelmesinin hazırlığını yapacaktık. Fakat Doha’da birden olumlu anlamda bir oldu-bitti oldu. Dolayısıyla tam takvim işlemedi. Esas dönüm noktası Sayın Cumhurbaşkanımızın Doha’daki görüşmesi oldu.

Doha’daki görüşme öncesinde perde arkasında olağanüstü bir şeyler oldu mu?

Perde arkasında öyle olağanüstü bir şey olmadı. Bir taraftan güvenlikle ilgili istişareler oldu, istihbarat kurumları düzeyinde, bir taraftan bizim çok sayıda görüşmemiz oldu.

Bazı başlıklar var Sayın Bakan, örneğin Libya konusu, Türkiye’nin deniz yetki alanları anlaşması, hidrokarbon anlaşması çetrefilli görünen başlıklar. Bir yandan da Mısır tarafından atılan ve bizi rahatsız ettiği söylenen Güney Kıbrıs-Mısır-Yunanistan işbirliği var. Bunlarla ilgili nasıl bir yol alınabilir, yoksa bunlar kenara koyulup ilişkiler normalleşecek, daha sonra mı önümüze gelecek başlıklar?

Yok, bunların hepsi değerlendirilmesi gereken hususlar. Burada sorun olarak bir tek hususa katılmıyorum: Deniz yetki alanları anlaşması. Çünkü bizim Libya’yla yaptığımız deniz yetki alanları anlaşması, Mısır’ın aleyhine değil. Mısır’ın Yunanistan’la yaptığı anlaşma da bizim aleyhimize değil. O anlaşmada Mısır tarafı ilişkiler soğukken bile bizim kıta sahanlığımızın sınırlarına riayet etti.

Hidrokarbon için de aynı şeyi söyler misiniz, hidrokarbon anlaşması için?

Aslında o da bir sorun değil. Her ülke her ülkeyle hidrokarbon anlaşması yapar. Mısır şu anda bu konuya, Libya’daki mevcut Hükümetin süresinin dolduğu ve artık meşru olmadığı için anlaşma imzalayamayacağı argümanıyla itiraz ediyor. İmzalanan anlaşmanın kendileri aleyhine olduğunu söylemiyor. Mısır’ın rahatsız olduğu konu, başından beri söylediği konu bizim oradaki mevcudiyetimiz. Biz de oradaki mevcudiyetimizin Mısır için bir tehdit oluşturmadığını; o günkü meşru Hükümetin daveti ve sonraki hükümetlerin de devam ettirdiği, eğitim dahil bir işbirliğine dayandığını söylüyoruz. Ve bunun da kendilerine yönelik herhangi bir olumsuz etkisinin bugüne kadar olmadığını anlatıyoruz. Şimdi Libya konusunda da daha yakın istişare ve işbirliği içinde olmak için mutabık kaldık. Dolayısıyla birlikte çalıştıktan sonra, bizim oradaki mevcudiyetimizin ya da askeri işbirliğimizin onlara yönelik bir tehdit olmadığını onlar da görüyor. Aslında görüşmemizde şunu görüyoruz: Libya’da nedir amacımız, seçim değil mi? Seçim olmadan ülkede birlik beraberlik olmaz. Bir tarafı tutup da bunun süresini uzatmaya çalışmak, oynamak doğru bir şey değil. Biz meşru hükümetlerle çalışırken, diğer taraftan ülkenin -tabii şartları da oluşturarak- seçim yasası başta olmak üzere gerekli yasaları çıkartarak anayasa değişikliğiyle beraber zeminin oluşturulmasıyla bir seçime gidilmesi gerektiğini hep söylüyoruz. Aslında bu konularda da bir görüş ayrılığımız yok. Onların Aguila Saleh ile fazla angajmanı var, bizim ise tüm taraflarla, ancak Libya’nın Batı’sıyla biraz daha fazla angajmanımız var. Tabii Mısır’ın Libya’daki istikrarsızlıktan duyduğu endişeyi anlıyoruz. Sonuçta yanı başındaki ülkenin güvenliği ve istikrarı tabii ki önemli.
Deniz yetki alanları konusunda ilerde biz Mısır’la bir anlaşma imzalarsak bu Mısır’ın çok lehine olacak. Yani bizim aleyhimize bir şey yok, ama Akdeniz’in bu tarafında Mısır’ın lehine olacak.

Yunanistan ve GKRY…

Önceki görüşmelerimizde de söyledik, biz Türkiye olarak Mısır’a veya İsrail’e veya başka bir ülkeye bizimle ilişkilerinizi düzelttiniz, diğerleriyle ilişkileri kesin demeyiz. Ama burada bir işbirliği olacaksa, Türkiye’nin haklarını da yedirmeyiz; herkese söylüyoruz bunu. Bizimle hep beraber işbirliği yapsalar da aynı şekilde, hakça paylaşım diyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Avrupa Birliği’ne teklif ettiği Doğu Akdeniz Konferansının hakça paylaşım için çok önemli bir platform olacağını söyledik. Onlar da özellikle Yunanistan’la bu depremden sonra ilişkilerimizin tekrar sakinleşmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Yani bizim Mısır’la ilişkilerimiz veya diğerlerinin onlarla ilişkileri birbirine alternatif olmamalı. Onlarla da iyi ilişkiler içinde olsunlar, bizimle de iyi ilişki içinde olsunlar.

Kaçırmış olabilirim, Hafter, yani Doğuyla temas mutlaka alt düzeyde yapılıyordur, ama Hafter’le görüşme anlamında nasıl bir temas yürüyor?

Biz sadece Batı ile değil Doğu ile de görüşüyoruz. O bölgeye Büyükelçimiz ziyarete gidiyor. Artık doğu-batı-güney, herkesle görüşüyoruz. Libya’yı bir bütün olarak görüyoruz. Ama bu bizim sadece meşru hükümeti tanıdığımız gerçeğini değiştirmez.

Libya’da seçim yasası, anayasa değişikliği önemli, ama bir taraftan bu askerler meselesi sadece Türkiye açısından söylemiyorum, Rusya tarafının paralı askerlerinin de orada olması sorun teşkil ediyor. Bunları aşabilmek için Rusya’yla süreci hızlandırmak, Mısır’ın bu anlamda desteğini almak, yani çoklu bir süreç uygulanabilir mi? Çünkü o mesele çözülmeden bir türlü bu tarafa geçilemiyor gibi.

Bir ülkede bulunan, farklı ülkelerin resmi veya özel askeri mevcudiyetinin müzakeresini yapmak bize düşmez. Ama BM buna öncülük eder de bir plan üzerinde çalışılırsa biz ona katkı sağlarız.

Burada esas olması gereken şu: Şu anda Libya’da farklı güçler var. Bizim mevcudiyetimiz bir anlaşma çerçevesinde. Oradaki en meşru mevcudiyet bizim askeri mevcudiyetimiz. Diğer taraftan her siyasi aktörün arkasında az ya da çok milis gruplar var. Ülkeyi nasıl birleştireceksin? Burada düzenli ordunun kurulması, düzenli güvenlik güçlerinin kurulması lazım. BM öncülüğünde bunlar yapılırken oluşturulacak güçlere eğitim başta olmak üzere her türlü desteği verebileceğimizi söylüyoruz. Şu anda zaten çok sayıda güvenlik gücüne eğitim de veriyoruz biz Libya’da. Yani bu tür katkılarımız olur, burada olumlu katkılar sağlarız, ama bir ülke askeri ve güvenlik konularında istediği ülkeyle işbirliği yapıp yapmama konusunda kararı kendisi verir.

Sayın Bakanım Moskova’daki dörtlü görüşme neden ertelendi?

Ruslar biz bunun hazırlığını yapamadık, erteleyelim dediler. ama Suriye rejimi oradaydı, belki ortak karar vermişlerdir. Daha sonra ileride yapacağız dediler, biz de tamam dedik.

Esad’ın da Moskova’da olması, Putin’le görüşmesi?

Onların kendi arasındaki görüşmeler üzerine yorum yapamam. Ancak dörtlü toplantı ertelendi. Yapılacak ama geçtiğimiz Perşembe günü olamadı.

Yakın tarihte mi, ucu açık mı bıraktılar?

Biz şimdi Rusya’dan tarih bekliyoruz.

Haber ve tarih bekliyoruz?

Evet. haber ve tarih bekliyoruz. Zaten onların fikri bu. Onların teklifi. Dolayısıyla onlar ev sahipliği yapıyor, onlardan haber bekleyeceğiz.

Savunma Bakanları buluşmadan önce de böyle bir toplantı olmuş muydu? Yani Dışişleri Bakanları için neden öncesinde bakan yardımcılarının gitmesi planlandı?

O konular teknik konulardı, şimdi artık siyasi konular görüşülüyor. Siyasi olarak çok konu var, bir hazırlık gerekir neleri konuşacağız, hangi konularda adım atılabilir, hangi konularda işbirliği yapacağız? Askeri ve istihbarat beraberdi dikkat ediyorsanız. Bunların hepsi aşama-aşama. Önce asker ve istihbarat kurumları, sonra Dışişleri Bakanları düzeyinde. Arada hazırlık toplantısına ihtiyaç varsa yapılır. Ondan sonra da olası üst düzey görüşme gerçekleşir. Bir yol haritası üzerinde daha önce mutabık kalınmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız da birkaç defa seyahatlerde gazeteci arkadaşlarla sohbetinde söylemişti.

Donörler Toplantısı?

Donörler Konferansı Pazartesi günü (bugün) düzenlenecek. Türkiye Deprem Toparlanma ve Yeniden İmar Değerlendirmesi Raporu (TERRA) yayımlandı. Bu raporun hazırlığını Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı yani UNDP, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği yaptı. Pazartesi (Bugün) günü konferansta üçlü bir sunum yapılacak: önce Strateji Bütçe Başkanlığı raporu sunacak, arkasından Dünya Bankası ve BM Kalkınma Programı bu raporla ilgili kendi sunumlarını yapacaklar. Ama ileride tabi bu raporlama devam edecek, değerlendirmeler devam edecek. Çünkü atılması gereken orta vadeli adımlar var. Bu rapor aslında sadece Pazartesi günkü (bugünkü) konferans için bir referans olmayacak. Bundan sonra herhangi bir kredi kuruluşuyla bir kredi işbirliğine girdiğimiz zaman bu rapor referans olacak.

Donörler Toplantısından nasıl bir şey çıkacak efendim? Direkt bir nakdi yardım mı açıklanacak, yoksa biraz vadeye mi yayılacak, projeler üzerine mi inşa edilecek?

Gördüğümüz kadarıyla nakdi yardım taahhüdünde bulunanlar olacak, bir taraftan Avrupa Birliği’nin kendisi kendi fonlarından taahhütte bulunacak, bir taraftan Yatırım Bankası’nın açıklaması olacak. Diğer taraftan her ülkenin farklı taahhütlerde bulunacağını görüyoruz. Mesela Macar Dışişleri Bakanı Szijjarto ile görüştüğümüzde Szijarto ülkemizdeki belli yerlerin yeniden inşasıyla ilgili bir öneri getirdi. Mesela Azerbaycan da belli bir yeri biz inşa edelim diyor. Özbekistan Cumhurbaşkanı geçen gün güzel bir projeyle geldi, okuluyla, her şeyiyle belli sayıda konut yapalım diyorlar. Böyle taahhütlerde bulunanlar da olacak. Nakdi taahhütler de olacak. Bir de biliyorsunuz fon kuruldu Hazine ve Maliye Bakanlığımıza bağlı. Aktarılacak meblağlar bu fonda birikecek, buradan harcanacak. Bazıları da tabii şu projeye ben para harcayacağım diyor, bazıları şu şehirde diyor. Yani buna benzer farklı taahhütlerin olacağını görüyoruz. Şimdiden herkes adına net bir şey söylemeyeyim de türlü taahhütler olacak, katkılar olacak.

Yunanistan’ı ziyaret etmeniz veya Dendias’la görüşmeniz öngörülüyor mu?

Yunanistan’a gitmemiz gündemde değil. Pazartesi günü (bugün) Dendias da Brüksel’de olacak. Onunla görüşmemiz olabilir. Pazartesi sabah aynı zamanda Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konsey Toplantısı var. Bizim katılacağımız donörler konferansı ise saat 13:30’da başlayacak. Sayın Cumhurbaşkanımız da çevrimiçi konferansa hitapta bulunacak.

Yunanistan’la ilişkilerdeki sorunların çözümü…

Sorunlu olan alanlarda görüş ayrılıklarımız devam ediyor. İstişari görüşmelerde bunları nasıl çözeceğimizi müzakere ediyoruz, ama halen orada bir anlaşma yok, dolayısıyla o sorunlar devam ediyor.

Finlandiya’nın NATO üyeliğine kabul sürecinden sonra İsveç’in tavrında bir değişiklik işareti oluyor mu veya bir temas kuruldu mu, yakın dönemde?..

Geçtiğimiz Cuma günü İsveç Dışişleri Bakanı’yla da görüştüm. Finlandiya’yla ilgili böyle bir karar açıklayacağımızı, önce bizden duymalarını istediğimizi, ikili ilişkilerimize verdiğimiz önem ve onlara olan saygımızdan dolayı medyadan duymalarını istemediğimizi söyledim. Bilgi verdim.

Kendisi de, inşallah NATO Zirvesi’nden önce bizim ki de sonuçlanır dedi.
Ben de size bağlı dedim. 1 Haziran itibarıyla yasanız da devreye giriyor dedim. NATO’ya üyeliklerinin, zirveye kadar atacakları adımlara bağlı olduğunu söyledim.

Ne dediler?

Her zamanki gibi, bazı şeyleri yaptık, kararlıyız diyorlar. Bu yeni hükümet daha kararlı.

Siz nasıl görüyorsunuz peki efendim, sizce nasıl bir tavır alacaklar, değerlendirmeniz nasıl?

Yapar yapmaz, demem doğru olmaz. Ama sorun devam ediyor.

Amerika’dan gelen açıklamalar … Süreç hızlandırılmalı gibi açıklamalar.

ABD, en başından beri iki ülkenin beraber üye olması gerektiğini söylüyor. En son ABD Dışişleri Bakanı Blinken geldiği zaman da söyledi, NATO Genel Sekreteri de söyledi. Onlara da söyledik. Süreçleri ayırırız, Finlandiya’ya olumlu bakarız, diğerine şu anda olumlu bakamayız dedik. Bu aslında bir mesaj, yükümlülüğünü yerine getirenlerin, üçlü mutabakatı uygulayanların NATO’ya girmesine izin veririz, ama adım atmayana da izin vermeyiz dedik.

Bu aslında, şimdi Macaristan’ın onaylaması bakımından da önemli. Macaristan da en son onaylayan biz olmayacağız diyordu. Bizim bu adımımızdan sonra, Macaristan da herhalde önümüzdeki günlerde kendi sürecini değerlendirir, protokol meclisteydi zaten.

14 Mayıs’ta seçim kararı alındı biliyorsunuz …Aday mısınız?…

4 dönem milletvekilliği yaptım. Seçimde nerede faydalı olabileceksek bizi öyle değerlendirin diyorum.
Şu anda işimize odaklanıyoruz. Dış politika seçimde önemli bir unsur. Dış politika çalışmaları seçimlerde elbette gündemde çok olacak, onun katkısı üzerine odaklanıyorum.

Seçim sürecinde yeni sürprizler görür müyüz? Mesela Mısır’la olan süreç ….

Bu adımların hiçbirisinin seçim süreciyle ilgisi yok. Mesela Suriye’yle angajmana karşı çıkan da çok, angajman olsun diyen de var. Yani seçim stratejisi değil bunlar. Ama 11 senedir çözülmeyen bir sorun var. Bu angajmana girmezsek de, bir taraftan terör problemi devam edecek, bir taraftan ülkedeki durum devam edecek.

Nasıl bir hava görüyorsunuz şu anda? Muhalefetin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muhalefetin tutumu maalesef, hiç olumlu değil. Hep yakacağız, yıkacağız, yargılayacağız. Ben olumlu bir şey görmedim. Hep elimize geçirirsek şunu yapacağız, bunu yapacağız. Halka böyle güven verilmez. Burada ne yapabileceğini söyle. Aktivist gibi söylemlere halkımız prim vermez. Bizler siyasi partileriz, Türkiye’nin ciddi konuları var şu anda depremden sonra, dünyanın ciddi konuları var. Dünyadaki çatışmaların, krizlerin yüzde 60’ı bizim etrafımızda. Bir de gelecek hedeflerimiz var. Bu hedeflerimiz doğrultusunda ne yapacağız? Bunu konuşmamız lazım. Radikal söylemlere halk prim vermez.

Tabii dünyaya baktığınız zaman diğer taraftan, her yere gidiyoruz, Afrika’ya da gidiyoruz, birçok yere gidiyoruz, etrafımıza bakıyoruz, dönüyoruz yüzümüzü Türk dünyasına, Asya’ya, Balkanlara vesaire, her yere gidiyoruz. Türkiye’nin istikrarına en az bizim kadar onlar da önem veriyorlar, çünkü Türkiye’nin güçlü olması, o bölgelerde Türkiye’nin etkin olması adalet demektir, kalkınma demektir, insani yardım demektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu bölgelere neler yaptığını herkes biliyor. İşte Boşnaklar geldi, Sırp’ı da, Boşnak’ı da, Hırvat’ı aynı şeyi söyledi. Bizim sorumluluğumuz sadece Türkiye’yle ilgili değil ki. Türkiye’nin istikrarlı olması bu bölge için de hayati derecede önemli. Biz inşallah 14 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir oyla, halkımızın oyuyla tekrar seçileceğine inanıyoruz. Hedeflerimize devam edeceğiz, bu doğrultuda da çalışacağız. Ben de sahada kampanyaya tüm gücümle destek vereceğim.

Sadece Antalya’da mı seçim hazırlıklarını sürdüreceksiniz?

Sadece Antalya’da değil her yere gideceğim. Gidiyorum zaten bir senedir. Üniversitelere gidiyorum, gençlere gidiyorum, anlatıyoruz, sohbetler ediyoruz samimi bir şekilde. Sorunların çözümü konusunda ne yapıyoruz bunu anlatıyoruz.

Efendim, bu yeniden imar fonundan demin bir örnek verdiniz. Bu dış kaynaklar nasıl kanalize edilecek, yani bu projeler ortaya nasıl konulacak?

Maddi yardımda ve taahhütte bulunanlar olacak. O da bu fon üzerinden kanalize edilecek. Yeniden inşa dahil. Yeniden inşa sadece yeniden ev yapmak değil ki daha iyisini, daha kalitelisini çevreye duyarlı, akıllı şehirler anlamına geliyor. İhtiyaç olan yerlerde okullar yapılacak, hastaneler yapılacak. Kimisi diyecek ki, ben şu kadar para veriyorum, ama şurada kullanılması istiyorum diyecek, orada kullanılacak. Kimisi de diyecek ki, ben bir hastane yapacağım diyecek veya 5 okul yapacağım diyecek, o projeyi ben yapacağım diyecek. Kimisi de ben şu kadar insani yardım gönderdim ilave şunları da yapacağım diyecek. Gelen kaynaklar amacına göre kullanılacak depremle ilgili, yeniden imarla ilgili, yeniden inşayla ilgili kullanılacak. Şeffaf bir şekilde nereye kullanacağını da herkes görecek.

Mısır konusunda. Mısır gazının Türkiye’ye ihraç mevzusu. Takvimsel anlamda bir şey konuşuldu mu?…

Hayır. Şöyle söyledik: Bu konuda spot piyasadan almak yerine, enerji firmalarımız BOTAŞ’la Mısır firması EGAS uzun vadeli anlaşma imzalasınlar ve bu işbirliğimizi sürdürelim dedik. Kendi firmamız ve Enerji Bakanlıklarımız bu konuyu müzakere etsinler dedik.

Türk Devletleri Teşkilatı toplantısına ilişkin: Kıbrıs’ın TDT’ye gözlemci üyeliği konusunda bir şey var mı?

KKTC neden gözlemci üye oldu? Gözlemci üyelik statüsüyle başladık, İslam İşbirliği Teşkilatında da öyle, EİT’de de öyle biliyorsunuz. Ama burada ilk defa bir fark var Anayasal adıyla gözlemci üye oldu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Toplantıya da katıldı bayrak orada. KKTC Cumhurbaşkanı toplantıya katıldı. Dışişleri Bakanları Toplantısına KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu geldi. Sayın Cumhurbaşkanımız New York’ta da vurguladı, o günkü toplantıda da vurguladı, artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması, aslında tanınmış haklarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne iade edilmesi için çalışıyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir